DOLAR: 4.56 TL
EURO: 5.36 TL

VAKİT DUA VAKTİ

3 ay önce
599 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

Hazreti Musa, bir gün bir başına dağları dolanırken, uzaktan yoksul ve yalnız bir çoban gördü. Çoban dizüstü çökmüş, ellerini semaya açıp dua etmekteydi. Bu durum Hz. Musa’nın çok hoşuna gitti, ama yaklaşıp da çobanın duasını duyunca şaşırdı. Çoban Rabbine şöyle yalvarıyordu:

” Kurban olduğum Allah’ım, seni ne kadar severim, bir bilsen. Ne istersen yaparım, yeter ki sen iste. Sürüdeki en yağlı koyunu kes desen, gözümü kırpmadan keserim senin için. Koyun kavurması güzeldir Allah’ım, kuyruk yağını da alır pilavına katarsın, tadından yenmez olur.”

Hz. Musa duaya kulak kabartarak çobana yaklaştı.

Çoban duasına devam ediyordu:

‘’Yeter ki sen dile, ayaklarını yıkarım, kulaklarını temizler, bitlerini ayıklarım. Ne kadar çok severim ben seni, sana çok hayranım.’’

Duydukları karşısında Hz. Musa öfkeden küplere bindi, bağıra çağıra kesti çobanın duasını:

Hz. Musa:

”Sus, seni cahil adam!  Ne yaptığını sanırsın? Allah pilav yer mi? Allah’ın ayakları mı var yıkayasın? Böyle dua olur mu? Külliyen günaha giriyorsun. Derhal tövbe et!”

Çoban, Hz. Musa’dan azarı işitince kulaklarına kadar kızardı, utancından yerin dibine girdi. Bir daha böyle kendi kafasına göre dua etmeyeceğine gözyaşları içinde yeminler etti. O gün akşama kadar Hz. Musa çobanın yanında durup ona temel duaları ezberletti. Sonra “Allah benden razı olur, iyi iş yaptım” diye düşünerek yoluna devam etti.

Hz. Musa o gece bir ses işitti, seslenen Rab idi:

” Ey Musa! Sen bugün ne yaptın? Sen ayırmaya mı geldin buluşturmaya mı? Şu garip çobanı azarladın. Onun bana ne kadar yakın olduğunu anlayamadın. Ağzından çıkan lafı bilmese de, o çoban inancında samimi idi, kalbi temiz, niyeti halisti.’’

Biz kelimelere bakmayız, niyete bakarız! Kelamlara bakacak olsak yeryüzünde insan kalmazdı.

Biz çobandan razıydık. Başkasına medih olan söz sana zemdir. Ona bal olan sana zehirdir. Sen işittiklerini inkar ve küfür saydın ama bilsen ki bir kabahati varsa bile, ne tatlı kabahattir onun ki…”

Musa hatasını anladı ertesi gün çobanın yanına gitti. Çoban duaya durmuştu yine ama dünkü heyecanından, samimiyetinden eser yoktu. Öğretildiği gibi yakarmaya gayret gösterdiğinden, aman bir yanlış laf etmeyeyim diye takılıyor, kekeliyor, terliyordu.

Hz. Musa, çobana ettiğinden pişman olup sırtını okşadı ve dedi ki:

Ey dost, ben hatalıyım, ne olur affet, bildiğin gibi dua et. Allah nazarında böylesi daha kıymetlidir.

(Mesnevi’den)

 

Belki de bugüne kadar okuduğum daha doğrusu yapıldığını duyduğum en safiyane dua şekliydi bu.

Allah ile arası ne kadar latifmiş o güzel kulun. İmrendim doğrusu.

Gönülden edilen duanın yerini başka bir şey tutabilir mi?

Oysa duada önemli olan kullanılan kelimeler değil, kişinin o anki ruh halidir, Allah’a olan teslimiyetidir. Makbul olmasına en büyük sebep işte bu samimiyettir.

Mızrabın ah ettiği yerde, kurtuluş umudu bir şey vardır,  o da dua…

Yeri geldiğinde zırh, kalkan, yeri geldiğinde mızrak, top, tüfek, silahtır dua.

Bedavadır, aracısızdır, medet kapısını tıklatmaktır, dokunsan açılıverecek bir kapıyı.

‘’Dualarınız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu.’’ Diyen Rabbimize kul olmanın adıdır.

Allah’ı değil ama seni değiştirendir.

Bilinenin aksine üç bilinenli denklemdir şu hayat:

Sabır, şükür, dua…

………..

Neticeyi kelam:

Belki de şu günlerde vatanımız için, geleceğimiz için en çok ihtiyacımız olan şey de budur. Hamd olsun ki böyle bir zamanda devletimizle, hükümetimizle beraber küffara karşı duruyoruz.

Belki çok iyi bir Müslüman olamayabiliriz lakin Rabbimizin düşmanına da düşmanlığımız vardır.

Yüreklerimiz Kilis sınırımızdan ve Afrin Harekâtından gelen haberlerle her gün dağlanıyor. Evet, şu an cephede olmayabiliriz ama alnı öpülesi, her biri dağ gibi kardeşlerimiz, yavrularımız bu vatanın huzur ve güvenliği için cephede. İnsanlık tarihinin en onursuz ve kalleş çapulcularıyla çarpışıyor. Uykudakileri uyandırıp gevşeyenlere hatırlatmamız lazım.

Ordumuzun muzaffer, milletimizin kavi ve devletimizin daim olması için, herkes çokça dua etmeli, çokça dua istemeli. Şimdilik bizim elimizden akıl vermek değil ama dua etmek gelir. Belki içimizdeki iyilerin hürmetine dualarımız kabul olur kim bilir?

Kötü söz insanı nasıl ki hasta ediyorsa, güzel söz de iyileştirir. Duanın tesirini, gücünü yabana atmamak gerekir. Elbette  ‘Kader gayrete âşıktır’ derler ama duasız da olmaz.

Dua, askerin zırhı,  şehadet ise, duacıların imanî şahididir.

Ah elindeki anahtarı bilmeyen kişi, avuçlarında neler saklıdır bir  bilsen.

Bil ki İnsan çaresiz değildir.

Duasızdır.

 

Siz hiç çalmadan açılan bir kapı gördünüz mü?

Milletimizin yüreği ve ruhu Mehmetçiğimiz için, paha biçilemez vatanımız ve milletimizin bekası için tüm samimiyetinizle ve en güçlü silahınızla; haydi kaldırın semâya ellerinizi…

VAKİT DUA VAKTİ Konusuna Ait Etiketler

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık