DOLAR: 5.35 TL
EURO: 6.07 TL

BÜYÜYEN SINAVIMIZ…

1 yıl önce
346 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

“İlim bir noktaydı cahiller onu çoğalttı” der ilmin kapısı Hz. Ali. Merak etmek bilmediğini öğrenmek insanoğlunun doğasında var. Buraya kadar her şey normal. Lakin bu kadar çok soru sormasak, bu kadar çok yenilik istemesek, kısaca istemeyi bu kadar fütursuzca istemesek…  Biraz tahayyül edelim, dünya daha yaşanası bir yer, hayat daha kolay bir sınav olmaz mıydı?

Evimizde yenilik istiyoruz aldığımız her yeni eşyanın hizmetçiliğini yapıyoruz. Yaş almış kadınlarımız genç kızlarıyla gelinleriyle yarışıyor yeni trend mobilyalarda. Kimsenin evladiyelik eşyası yok artık. Bütün evler botokslu.

Hayatımızı daha sosyal yapalım, daha çok insanla tanışalım istiyoruz tanış olduklarımızdan, anne-baba, akraba, hısım hatta ve hatta çocuklarımızdan uzaklaşıyoruz. Annelerin çocuklarına ev reçeli, ev ekmeği yapacak zamanı yok. Artık çocuklarımız hijyen, poşetli, anne eli dahi değmeyen dondurulmuş fast food ile besleniyorlar.

Şehirlerde sürekli yenilik istiyoruz. Geçmişten gelen mirasımızı eski diye düşünmeden yıkımlar yapıp şehirlerimizin ruhunu öldürüyoruz.

İletişimde ulaşımda daha hızlı olmak istiyoruz. Anında dünyanın diğer ucundaki birine mesajla ulaşıp meramımızı anlatmak için emojiler atarken asansöre aynı anda bindiğimiz komşumuzun kim olduğunu bilmiyoruz. Artık hayatımız, ilişkilerimiz, gündemlerimiz, duygularımız yapay. Büyük bir sanal alemde yaşıyoruz. “Nasılsın” sorusunu ne soran ne de “iyiyim” diyen samimi. Dilimize pelesenk olmuş kalıplar bunlar. Gülüşlerimiz, üzüntülerimiz, korkularımız, dertlerimiz, her gün evden çıkıp gittiğimiz işlerimiz dahi gerçek değil.

Kapitalist baronlar tüketimi daha da artırabilmek için network ağlarıyla insanları sokaklara çıkarmayı başardı. Artık kadınlar birbirlerine satış yapabilmek için gün yapıyorlar.

Güneşin yan etkilerinden korunmak için artı, artı plus güneş kremleri üreterek deldiğimiz ozon tabakasıyla güneşin kanser etkisini artırıyoruz. Olsun ne de olsa sanal dertlerimiz için devasa kimya laboratuarlarımız var neyse ki. Daha çok mahsul elde etmek için kullandığımız hormonlu tohumlarla, gübrelerle ekilecek toprak bırakmıyoruz.

Dünyanın en büyük paradoksu heralde “çılgınca tüketmek için üretmek değil üretmek için çılgınca tüketmek”. Görülen o ki sadece ilim değil dertlerimiz de birer noktaydı onu dertsizler çoğalttı. Velhasılı kelam Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi

Burası dünya!
Ne çok kıymetlendirdik.
Oysa bir tarla idi;
Ekip biçip gidecektik…”

 

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık