DOLAR: 5.78 TL
EURO: 6.38 TL

ÇİZGİLİ PİJAMA

3 yıl önce
594 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

Şehrin tarih kokan Selçuklu eserlerinin yanından bu kokuyu içime çeke çeke geçip, tarihi İpekyolu iken etkili bir ticaret merkezi oluşundan ismini alan istasyon caddesine doğru uzanıyorum. Şu an bilinen ve kullanılan amiyane tabirle tur atmaya başlıyorum. Az önce hissettiğim tarihi doku yerini hiçbir estetik kaygısı güdülmeden yapılmış ve çocukluğumdan beri şehrin en önemli yerleşim yeri sayılmasına rağmen niye bu denli tercih edildiğini algılayamadığım, hiçbir cazibesi olmayan bir daire bedelinin bir apartman satın aldığı caddesine girmiş bulunuyorum. Altları farklı büyüklüklerde dükkan üstleri apartman, sanki Sivas’ın soğuğu da hesap edilerek birbirine sokulmuş sırt sırta taş binalar… Bazılarının altında post modern anlayışa uygun dizayn edilmiş eskinin pastanesi yeni zamanların patisseriesi, eskinin kahvesi yeninin kahve dünyası gibi bir sürü mağaza zinciri. Özellikle yaz aylarında bir şeyler yenilip içilenlerin önlerine konulan masalar hıncahınç dolmuş olur. Bilhassa genç delikanlılar ve genç kızların doldurduğu mekânlar buraları. Dışardan bakıldığında ne Türk kültürünü, ne İslam kültürünü ne de ecdat Osmanlının İslam’la kaynaşmış kültürünü hiçbir şekilde yansıtmayan zincirlerini bütün geçmişiyle bir anlamda koparmış isimlendiremediğim yeni model yurdun insanları. Spor giyim, rahat giyim sloganıyla bütünleşen aslında ilk çıktığı 85’li yıllarda eşofman diye bilinip evde giyinilen kıyafetin sokağa bulaşmış markalı halini giyinmiş, bu şekilde de bir nevi hava atan bir anlayış. Zira batı kültürünün empoze ettiği o markayı seri sonunda üçe beşe alırken normal mağazasından belki de bir takım elbise fiyatına almayı normal gören bir anlayış dikilir karşınıza ve abideleşir. Oysa o mekanda falan marka spor giyimiyle kendisini karşılamış erkek arkadaşının altında spor arabasıyla her nedense şehrin dış mahallelerinde oturan babasını çizgili pijamasıyla görmesi kabusudur kızın. Zihinlerimize kazınan eski Türk filmlerinde işlenmiştir bu sahneler. Fakir baba Münir Özkul evde çizgili pijamasını giyip kapı çalsa gelene sakınarak mahcubiyetle kapı açarken, onun zengin işadamı patronu gecenin bir yarısında bile evinde ya kola kravat otururken, ya da kadife röptoşambırı ile arz-ı endam etmektedir. Daha o günlerde bile dizilerde ki zengini oynayan başrol oyuncuları daha çok ayaküstü atıştırılan yemekler veya zengin akşam sofralarında çokta ecdat mutfağını yansıtmayan şeyler tüketip topluma ‘’bunu ye’’mesajı verilmekteydi. Kültür(!) sayılan her şeyi televizyon evlerimize girdiğinden beri bize sunulan ve hiç sorgulayıp yargılamadan kabullendiğimiz bir alışkanlık haline dönüştürdüğümüz günlerden bugünlere kalan artık görüntüler kah kılığımızla kah kıyafetimizle kah değişen yemek anlayışımızla her alanda karşımıza çıkıyor. En içime dokunan halide tesettürcük haline dönüşmüş boydan kırpılmış, enden daralmış, şal adıyla boyundan serinletilmiş(!) kapanma ötesi cazibe haline dönüşmüş kılıklarımız. Sıkı durun şal aşamasını kabullenip son günlerden bir merdiven daha atladığımız kulaklarda küpelerin görsel manada ortaya atıldığı günler var sırada…. Ne yanından tutarsanız tutun köksüz, zevksiz bir yansımanın sokakları kucakladığı günlerden ne günlere gelinir Allah bilir elbette… Ama umuttan bahsedecek olsak biryanı buruk kalır. Sadece güzel dilekler ve samimi bir dua kurtarır bu işi.

Yarabbi doğru idrak, doğru bakış, ya selamet ya selamet…

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

  1. Avatar aliye dedi ki:

    Parmakla sayılır derecedeki müslüman hassasiyeti yaşayan insanların varlığı ve bu duruma hala alışmadığımızın göstergesi niteliğindeki yazınız için teşekkürler…

Yorum Yaz


Yukarı Çık